«Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete …

İslam > Hadisler > Akide > «Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete …

Hadisi rivayet eden: Muttefekun Aleyh

Sahih Hadis

26 Ekim 2026 tarihinde 23h26 saatinde güncellendi

📖 3 dk okuma

Hadis metni: «Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizi…

عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «احتجَّ آدمُ وموسى، فقال له موسى: يا آدمُ أنت أبونا خَيَّبتنا وأخرجتَنا من الجنة، قال له آدمُ: يا موسى اصطفاك اللهُ بكلامِه، وخطَّ لك بيدِه، أتلومُني على أمرٍ قَدَّره اللهُ عليَّ قبل أنْ يخلُقَني بأربعين سنةً؟ فحَجَّ آدمُ موسى، فحَجَّ آدمُ موسى».

Hadisin açıklaması: «Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizi…

«Adem ile Musa münakaşa ettiler.» Yani herbiri diğerine burhan ve delilini zikretti. Bu olay Musa –aleyhisselam-’ın vefatından sonra yahut rüyada gerçekleşmiş olabilir. Çünkü peygamberlerin rüyaları vahiydir. Bu gibi konularda teslimiyet sergilemeliyiz. Olayın gerçek manada hakikatini bilmemiz mümkün değildir. «Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi.» Bizi mahrum bırakan ve cennetten çıkarılmak ile sonuçlanan hata ile doğru yoldan ayrılmamıza sebep oldun. Bu olayın ardından bizler şeytanların bizi saptırması ile karşılaştık. «Adem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçkin kıldığı bir kimsesin.» Allah Teâlâ seni seçerek, konuştu ve kelamını sana duyurdu. Bu özellik Musa –aleyhisselam-’ın diğer peygamberler arasındaki bir hususiyetidir. Zira yüce Allah kendisi ile arada hiçbir aracı olmadan konuşmuş, kelamını duyurmuştur. «Ve senin için eliyle (Tevrat'ı) yazdığı Musa'sın.» Senin için Tevrat’ı kendi eliyle yazmıştır. Bu habere olduğu gibi iman etmeli, keyfiyetsizce, tahrif etmeden, hiçbir şeye benzetmeden ve inkâra düşmeden ispat etmeliyiz. «Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?» Nasıl olur da yüce Allah’ın beni yaratmadan kırk yıl önce levh-i mahfuzda, Tevrat sahifeleri ve levhalarında yazmış olduğu bir şeyden dolayı beni kınarsın. «Böylece Adem, Musa'ya galip geldi.» Yani Adem’in delili Musa’nınkinden üstün oldu. Allah’ın salat ve selamı ikisinin üzerine olsun. Yüce Allah Adem’in cennetten çıkarılacağını, yer yüzüne ineceğini biliyordu. Nasıl olur da bu konudaki yüce Allah’ın ilminin olduğu bir olayı geri çevirebilirdi. Adem –aleyhisselam-’ın delili üstün oldu. Çünkü hakkında takdir olan bir şeyi değiştirmek ve onu geri çevirmek mümkün değildi. Bilakis bu başına gelenler her şeyi çok iyi bilen ve her şeye kadir olan yüce Allah’ın takdir etmesinden başka bir şey değildi. Bu sebeple böyle bir olayı ne def etmek ve ne de olduktan sonra ortadan kaldırmak mümkündür. Önünde tek bir seçenek vardır, o da teslim olmaktır. Bütün bunlarla birlikte kader henüz ortaya çıkıp, yaşanmamış şeyler için delil olarak sunulamaz. Çünkü insan emirlere itaat etmek, yasaklardan kaçınmakla emir olunmuştur. Olaylar henüz yaşanmadan önce insan kendisi için kader olarak belirlenen şeyin ne olduğunu bilemez. Olay başına gelir ve def etmek mümkün olmaz ise kadere teslim olunmaktan başka bir yol yoktur. Bu Allah’ın kaderidir. Ne dilerse onu yapar diyerek, işlediği günah için istiğfarda bulunup, Rabbine tövbe eder. Bu olaydan anlaşılan o dur ki, Adem Musa’ya galip gelmiştir. Çünkü Musa Adem’i kendi soyundan gelen insanların işledikleri günahlar sebebiyle kınamıştır. Adem ise başına gelen bu olayın bir kader olduğunu dolayısıyla bu olayın yaşanmak zorunda olduğunu ileri sürmüştür. İster bu olaylar kulların kendi elleriyle işlediklerinden dolayı başlarına gelen belalar olsun ve ister başka hususlar olsun fark etmez aynıdır. Kulun sabır ve teslimiyet göstermesi gerekir. Ama bütün bunlar suç işlemiş suçluların kınanması ve cezalanmasını ortadan kaldırmaz.

Kategoriler : Akide · Kaza ve Kadere İman · Kaza ve Kaderin Mertebeleri

بسم الله الرحمن الرحيم Sal 15 Cemaziyelevvel
الثلاثاء 15 جمادى الأولى
بدر Dolunay Gün 16.6 / 29.5
Aydınlatma 96%
Yeni ay 13 gün içinde
سبحان الله وبحمده Allah'ı hamd ile tesbih ederim

إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

Allah'ı ve melekleri, Peygambere salat etmekte(onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salat edin, (onun şanını yüceltmeğe özen gösterin); içtenlikle selam edin (ona esenlik dileyin).

Al-Ahzab 33:56

Peygamber'e Salavat Getirmek