Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım b. Sâbit el-Ensarî'yi komutan tayi…

İslam > Hadisler > Akide > Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım b. Sâbit el-Ensarî'yi komutan tayi…

Hadisi rivayet eden: Buhârî rivayet etmiştir

Sahih Hadis

26 Ekim 2026 tarihinde 23h26 saatinde güncellendi

📖 3 dk okuma

Hadis metni: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım…

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: بَعَث رسول الله صلى الله عليه وسلم عشرة رهْط عيْنا سرية، وأمّر عليها عاصم بن ثابت الأنصاري رضي الله عنه فانطلقوا حتى إذا كانوا بالهَدْأة؛ بين عُسْفان ومكة؛ ذكروا لِحَيٍ من هُذَيْل يقال لهم: بنو لحيَان، فنَفَروا لهم بقريب من مائة رجل رام، فاقتصُّوا آثارهم، فلما أحسَّ بهم عاصم وأصحابه، لَجَأوا إلى موضع، فأحاط بهم القوم، فقالوا: انزلوا فأَعْطُوا بأيديكم ولكم العهد والميثاق أن لا نقتل منكم أحدا. فقال عاصم بن ثابت: أيها القوم، أما أنا، فلا أَنْزل على ذِمَّة كافر: اللهم أخبِرْ عَنَّا نبيك صلى الله عليه وسلم فرموهم بالنّبْل فقتلوا عاصما، ونزل إليهم ثلاثة نفر على العهد والميثاق، منهم خُبَيب، وزيد بن الدِّثِنَة ورجل آخر. فلما اسْتَمْكَنوا منهم أطلقوا أوتار قِسِيِّهم، فربطوهم بها. قال الرجل الثالث: هذا أول الغَدْر والله لا أصحبكم إن لي بهؤلاء أُسْوة، يريد القتلى، فجرُّوه وعالَجوه، فأبى أن يصحبهم، فقتلوه، وانطلقوا بخُبيب، وزيد بن الدِّثِنِة، حتى باعوهما بمكة بعد وقعة بدر؛ فابتاع بنو الحارث بن عامر بن نوفل بن عبد مُناف خُبيبا، وكان خُبيب هو قَتَل الحارث يوم بدر. فلبث خُبيب عندهم أسيرا حتى أجْمعوا على قتله، فاستعار من بعض بنات الحارث موسى يستَحِدُّ بها فأعارته، فدَرَج بُنَيٌّ لها وهي غافلة حتى أتاه، فوجدَتْه مُجْلِسه على فخذه والمُوسى بيده، ففزعت فزعة عرفها خُبيب. فقال: أتخشين أن أقتله ما كنت لأفعل ذلك! قالت: والله ما رأيت أسيرا خيرا من خُبيب، فوالله لقد وجدته يوما يأكل قِطْفا من عنب في يده وإنه لموثَق بالحديد وما بمكة من ثمرة، وكانت تقول: إنه لَرِزْق رَزَقه الله خبيبا. فلما خرجوا به من الحرم ليقتلوه في الحِلِّ، قال لهم خُبيب: دعوني أصلِّي ركعتين، فتركوه، فركع ركعتين فقال: والله لولا أن تحسبوا أن ما بي جَزَع لزدتُ: اللهم أحْصِهم عددا، واقتلهم بِدَدَا، ولا تُبْقِ منهم أحدا. وقال:
فلسْتُ أُبالي حين أُقتَل مسلما... على أي جنْب كان لله مصرعي
وذلك في ذات الإله وإن يشأْ... يباركْ على أوصال شِلْوٍ مُمَزَّع.
وكان خُبيب هو سَنَّ لكل مسلم قُتِل صْبرا الصلاة. وأخبر - يعني: النبي صلى الله عليه وسلم أصحابه يوم أصيبوا خبرهم، وبعث ناس من قُريش إلى عاصم بن ثابت حين حُدِّثُوا أنه قُتل أن يُؤتوا بشيء منه يُعرف، وكان قتل رجلا من عظمائهم، فبعث الله لعاصم مثل الظُلَّة من الدَّبْرِ فحَمَتْه من رُسُلهم، فلم يقدروا أن يقطعوا منه شيئا.

Hadisin açıklaması: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım…

Âsım b. Sâbit el-Ensarî ve arkadaşları -radıyallahu anhum-'un kıssası Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bazı sahabelerin açık kerametinin aktarıldığı bir kıssadır. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- düşmana karşı casusluk yapıp onların haber ve sırlarını getirsinler diye -bu on kişi- göndermiştir. Mekke'ye yaklaştıklarında Huzeyl kabilesinden bir grup onları fark etti. Yüze yakın okçudan oluşan bir grupla onları takibe alıp izlerini takip ettiler ve etraflarını çevirdiler. Huzeyl kabilesinden bu topluluk güven içinde bulundukları yerden inmelerini talep ettiler. Onları öldürmeyeceklerine dair söz verdiler. Bunun üzerine Âsım: Vallahi Ben, bir kâfirin korumasında aşağı inmem, çünkü kafir Allah -azze ve celle-'ye ihanet etmiştir. Allah'a ihanet eden kullarınada ihanet eder dedi. Bunun akabinde onlara ok attılar ve Âsım ile birlikte altı kişiyi öldürdüler. Onlardan üç kişi kaldı. Bunlarda aşağı inmeye karar verdiler. Huzeli kabilesinden olanlar bunları tutup ellerini bağladı. Durumu gören üçüncü kişi: Bu bize yapılan ilk kalleşliktir. Vallahi size aslâ teslim olmayacağım dedi ve onuda öldürdüler. Hubeyb ve arkadaşını Mekke'ye götürüp orada sattılar. Hubeyb -radıyallahu anh-'ı, Bedir Gazvesi'nde ileri gelenlerini öldürdüğü topluluk satın aldı. Ondan intikam almak için iyi bir fırsat olduğunu gördüler. Esir olarak yanlarında tuttular. Günlerden bir gün Hubeyb -radıyallahu anh-'ın yanına bu aileden olan ufak bir çocuk yaklaştı. Sanki bu çocuk şefkat ve merhamet duymuştu. Çocuğu aldı ve kucağına oturttu. Etek traşı olmak için o ev halkının birinden bir emânet ustura almıştı. Çocuğun annesi bundan habersizdi. Farkına vardığında oğlunu öldürmesinden korktu. Ancak Hubeyb -radıyallahu anh- kadının korktuğunu hisedince: Vallahi onu kesecek değilim. Kadın dedi ki: Allah'a andolsun ki ben hayatımda Hubeyb'den daha iyi bir esir görmedim. Vallahi ben onu, zincire bağlı olduğu ve Mekke'de hiç bir meyvenin bulunmadığı bir gün taze üzüm yerken gördüm. Bu, Allah'ın Hubeyb'e lutfettiği bir rızıktı. Mekkede esir olduğu halde Allah'ın indirdiği üzümü yiyordu. Sonra Hubeyb'in babalarını öldürdüğü çocukları onu öldürmek için bir araya toplandılar. Harem bölgesine ihtiram ettikleri için haram bölgesinin dışında öldürelim dediler. Hubeyb'i öldürmek için Harem bölgesinin dışına Hill bölgesine çıkardıkları zaman Hubeyb onlara: Müsaade edin de iki rek'at namaz kılayım, dedi. Hubeyb iki rek'at namaz kıldı ve sonra ölümden korktuğumu zannetmeyeceğinizi bilsem, bu namazı daha fazla kılardım” yada buna benzer birşey söyledi. Ancak -radıyallahu anh- sadece iki rekat namaz kıldı. Sonra onlara şu üç şey ile beddua etti. “Allah'ım! Bunların her birini tek tek mahvet, birer birer canlarını al, hiç birini sağ bırakma!” Allah Teâlâ duasına icabet etti. Onlardan hiç biri o seneyi tamamlamadan hepsi öldü. Bu Hubeyb -radıyallahu anh-'ın kerametidir. Sonra şu beyitleri okudu: Müslüman olarak öldükten sonra, nasıl öldüğümü asla dert etmem. Bunların hepsi elbette Allah uğrunda; Dilerse O, pek kolaydır, parçalanmış vücûdumla rahmete ermem! Âsım b. Sâbit'in şehit edildiğini haber aldıkları zaman Kureyş'in bazı ileri gelenleri, (Bedir savaşında) kendilerinden birini öldürmüş olması sebebiyle onu tanımaya yarayacak bir parçasını getirmek üzere adamlar yolladılar. Bunun üzerine Allah, Âsım'ı korumak için bulut gibi bir arı sürüsü gönderdi. Bu arı bulutu Âsım'ın cesedini kapladı. Kureyşin adamları, onun nâşına yaklaşmaya imkan bulamadan istediklerini elde edemeden geri döndüler. Aynı zamanda bu Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın Âsım -radıyallahu anh-'a vermiş olduğu kerametlerdendir. Öldükten sonra onun cesedini parçalamak isteyen düşmanlarından Allah Subhanehu ve Teâlâ cesedini muhafaza etmiştir.

Kategoriler : İbadet Fıkhı · Cihat · Akide · Peygamber'in Hayatı · Fıkıh ve Fıkıh Usûlü · Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Savaşları ve Seriyyeleri · Cihadın Fazileti · Rasûllere İman · Biyografi ve Tarih · Velilerin Kerametleri

بسم الله الرحمن الرحيم Sal 15 Cemaziyelevvel
الثلاثاء 15 جمادى الأولى
بدر Dolunay Gün 16.5 / 29.5
Aydınlatma 96%
Yeni ay 13 gün içinde
حسبنا الله ونعم الوكيل Allah bize yeter, o ne güzel vekildir

إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

Allah'ı ve melekleri, Peygambere salat etmekte(onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salat edin, (onun şanını yüceltmeğe özen gösterin); içtenlikle selam edin (ona esenlik dileyin).

Al-Ahzab 33:56

Peygamber'e Salavat Getirmek